349. dönem KD Askerlik…..

By | July 21, 2013

349. Dönemler olarak ortalama 150 gün süren askerlik görevimizi bitirmiş bulunuyoruz, biz bitirdik Allah bizden sonrakilere sabır versin…..

 

Açıkcası bu yazıyı yazmak hoş olmayan hatıraların tekrar yaşanmasından daha ileriye gitmeyecek olsa da,  sırf birilerine yardımı olabilir diyerekden bu yazıyı kaleme alıyorum.

İlk önce belirtmek istediğim bir şey var, ben günlük hayatda da çok şikayet eden, ancak yapılması gerekenide her daim yapmasını bilen biri olmuşumdur. İlkokul’dan bu yana sürekli olarak aileden ayrı büyümüş ve genç yaşda hayata atılmak zorunda kalmış nice insandan biriyimdir….

Hayat boyu, askerlik denen bu “görev” ‘den (uygun bir kelime bulamadığım için görev demeyi seçtim) çekindim ve erteledim durdum…. Ancak sonunda çaresiz kaldım ve bu sorumluluğu da yerini getirdim. Açıkcası burda ne hissettiğimi yada işin duygusal kısmını tartışmak istemiyorum, sadece başından sonuna yaşadıklarımı bilmenizi istiyorum….

12 kasım günü Manisa’da batı kışla isimli birliğie teslim oldum, sabahın ilk saatlerinde gittiğimden içerdeki personelin tavrı ve süreçlerin işlemesi sorunsuz oldu, askerliğe başlar başlamaz daha yedek subay sınavlarında ilk öğrenmeniz gereken şeyin beklemek olduğunu zaten tecrübe ediyosunuz, Manisa’da  farklı değildi elbet. Sivil hayatda görmeye alışkın olmadığımız aksalıklar olsada cidden özverili bir çalışma yapıldığını, askerin rahatı için devletin ve orada rütbeli personelin gayret ettiğini belirtmek isterim.

Toplamda 16 günlük bir acemilik eğitimi aldık, piyade olarak gittiğimizi de belirtmek isterim.  Bu 16 günlük süreçde selamlamalar kendini tanıtma, emir komuta zinciri, askerliğin diğer temel hususlarının yanında, operasyonel eğitimlerde gördük. Yer yön bulma, irtibat kurma, silah kullanımı ve silahın bakımı   vb. Bunun yanında tüfekli tüfeksiz olarak 2 ye ayrılan bir dizi sporsal hareket…..   Açıkcası çok sportik bir adam değilseniz ve askerliğiniz benim gibi spor un hiç bitmediği bir yerde geçerse, bu tüfekli-tüfeksiz hareketlerden epey ızdırap çekeceğinizi belirtmek siterim. Bunun dışında acemilik sırasında en çok zamanınızı alacak olan şey yürüyüş eğitimidir.  Bütün amaç yemin töreninde gelecek olan ailelere güzel bir gösteri yapıp orduya olan inançlarını tazelemek-yükseltmek olarak özetlenebilir….  Tabi siz bu süreçde o kadar beziyorsunuz ki içinizde sürekli inleyen nağmeler çalıyor….   Anne babalar evlatlarının o yemin töreni için ne kadar ter döktüğünü bilseler acaba mutlu mu olurlar yoksu tersimi olur onu Allah bilir….

Bunun dışında adı üstünde acemi asker olduğunuzdan sebep, bireysel hayatınız tamamen bitiyor. Yalnız olduğunuz tek yer tuvalet. Yemek banyo eğitim hatta uyku bile topluluk içinde yapılıyor ve bu sizi cidden hırpalıyor. Bir kantine gitmek bile ciddi işkenceye dönüşüyor. Ama tüm bunların yanında tesislerin askeriye şartlarını göz önünde bulunduracak olursak çok iyi olduğunu belirtmek siterim. Yemek özel şirket tarafından yapılıyor,(en azından manisa’da durum böyle)  keza bulaşıklarda aynı şirket tarafından yıkanıyor. Siz servis açılmış bir masaya yemeğinizi alıp oturuyorsunuz. Sonrada metal tabldot tabağınızı kirliler spetine atıp gidiyorsunuz. Yemekler çok çeşitli oluyor ve ben açıkcası çok beğendim. Tatlı, meyve, tahıl, kırmızı ve beyaz et de dahil olmak üzere, yemeklerin oldukça düzgün hazırlandıkları bir gerçek. En azından bu durum Manisa için böyle idi. Bununla birlikte Ankesörlü telefon sayısıda her ne kadar ihtiyacı karşılamak konusunda yetersiz olsa da, şehirdeki telefon mevcudunun yarısına tekabül ediyordu. Ve telekom bu sayısı arttırmak için biz oradayken bile çalışıyordu.

Bunun dışında kantinlerde satılan ürünler çeşitli ve fiyatlar makul oluyor. Kredi kartı(temassız ödeme özellii olan)  yada madeni para ile çalışan çeşitli otomat makinaları da hayatı kolaylaştıran bir diğer etken. 16 günlük genel eğitim sonunda cuma günü yemin töreni yapılıyor ve acemiliğiniz bitiyor, duruma göre 1-3 gün içinde yeni birliğinize teslim oluyor, veya 7 günlük bir dağıtım izni alıp ondan sonra yeni birliğinize gidebiliyorsunuz. 7 günlük sürede asker sayılmadığınızdan askerliğiniz kısalmıyor, ancak 7 günlük izin olmadan birliğe giderseniz harcadığınız zaman askerliğinizden düşüyor. Ben ailevi sebeplerden ötürü 7 gün dağıtım izni aldım, arkadaşlarım ise kıbrıs’a verilen 3 günlük yol izni ile fazla oyalanmadan 31 aralık gecesi kıbrıstaki birliklerine gittiler ve benden 1 hafta öncede terhis oldular.

Buraya kadar aslında herşey tolerans sınırları içinde kalıyor…….

Gelgelelim asıl sorun kıbrıs’a gelmemiz ile başladı. Havalanında binlerce asker, birliklerinin araç göndermesini ve kendilerini almasını bekliyorlar. İnzibatlar askerin hava alanından ayrılmasına müsade etmiyor. Beklediğiniz sürede size kimse yiyecek yada içecek vermiyor, paranız varsa alıyorsunuz yoksa aç ve susuz kalıyorsunuz……

Ortalama 2-16 saat arasında bekleme süreleri oluyor. Ben yaklaşık  8 saat hava alanında bekledikten sonra, gelen askeri araçla birliğime gidebildim. Ancak havanın kararması sebebi ile birliğim yerine, bağlı olduğumuz tümene götürüldük ve geceyi orda geçirdik.  39.mekanize tümen’e varıp geceyi geçireceğimiz yatakhaneye gittiğimizde manzara rezaletti. İçecek su yoktu ne bir çeşme ne bir kantin hiçbir şey… Su bulamadık. Yatmamız için gösterilen yatakların rengi katran karasıydı, pislik ve yağ içindeydiler. Yıllardır yıkanmadıkları belliydi. Onlarda yatmak yerine valizlerimizin üzerinde yatmayı seçtik. Sabah olduğunda kahvaltı etmek için yemekhaneye gittiğimizde de manzara iç açıcı değildi. Su hala yoktu, alıştığımız metal tabldotlar yoktu, onun yerine metal ev tipi küçük tabaklar vardı. Bardak dahi olmadığından çorba kazanında olan, kendinden şekerli çayı, çorba kaselerine koyup içmek durumunda kaldık. Oysa manisada semaverlerden bardaklara çay alıp öyle kahvaltı ediyorduk…..  kahvaltınında  acemiliğin aksine çok sefil olduğunu belirtmek isterim. Öğlene doğru araç gelip bizi asıl birliğimize götürdü. 49. alay Hikmet Delibaş kışlası küçük ve sevimli bir yer. Orayı görünce açıkcası sevindim, tümen çok büyük ve çok kötü durumdaydı. Alay’ın kantininde su bulabilmiş olmakda bizi çok mutlu etti.

Ancak alayda kalacak yer olmadığı için bizleri Çiftlik kışlası denen daha büyük bir yere götürdüler…..  O kışlada 15 gün kaldık….  kalmaz olaydık.

Devrecilik ve sıracılık faaliyetlerinin tam gaz devam ettiği kısa dönem askerden nefret edilen, kocaman başıboş bir yere gelmiştik. Yemekhaneye yemek için gittiğimizde ne kaşık ne tabak nede çatal bulabildik. Eğer güç bela birnden boş bir tabak alabilirsek, yıkayıp herhangi bir yemekden biraz alıp yemeye çalışıyorduk.  Kaşık vs olmadığı için, ekmeklerin kabuklarından kaşık yapıp öyle yedik. Hijyen vs yi unutun….. Burada asker ocağından ne bekliyordun ki gibi eleştiriler gelebilir,  ama manisa’nın da asker ocağı olduğunu unutmamak gerek….   Maddi imkansızlığın olmadığı aksine beceriksizliğin olduğu bir yerde açlık çekiyorduk….   Kantine saldırdık ister istemez…. Ama oda nesi ? kantinci kafasına göre kantini açıyor yada kapıyor…  Ve bir tane rütbeli personel yok ki derdimize çare olsun.  Herkesin tavrı soğuk ve mesafeli… Sürekli olarak temizlik vb angarya işleri bize kitliyorlar, en ufak bir oryantasyon olmaksızın hatta silah zimmeti yapılmaksızın rasgele silahlarla gündüz gece nöbete gönderiyorlar…..

Tuvalet temizliğinden yemekhane temizliğine her türlü işin yaptırıldığı bir 2 hafta geçirdik. Yanlış anlaşılmasın, ben universite okudum şunu yapmam bunu yapmam demedim hiç bir zaman, bir yerde toplu yaşanıyorsa herkes elini taşın altına koymalı. Ancak burda adaletin de sağlanması gerekiyor buda başındaki adamlara kalıyor, ve sağolsunlar onlar iş yürüdüğü müddetçe hiçbir şeyi umursamıyorlar…. 50 kısa dönem asker birlikte gittiğimizden orası bir anda karıştı ve rütbeli personel olsun, uzun dönem asker olsun herkes tedirgin oldu ve belkide birazda bu sebepden ötürü bizi başı ezilmesi gereken yılan olarak gördüler.  Yaşadığımız olumsuzlukları BİMER’e yazarak bir nebze olsun sıkıntılara çare olunmasını sağladık, Açıkcası yetkililerin gelip olaya el atmalarına şükran borçluyuz…  Yoksa bize yapılan hakaretlerin yada içinde bulunduğumuz imkansızlıkların sonu gelecek gibi değildi.

2 hafta sonrasında sporsal olarak beceriksiz olan yada sesi çok çıkan arkadaşlar 49.alay a geri gönderildiler. Bende onlardan biriydim. Şükürler olsun ki gönderildim. Yoksa çiftlik kışlasında aklımı oynatırdım.

 

49.alay, alay komutanı ve s1,2,3,4 kısımlarının rdm nin bulunduğu  yer. Burada yarbaylar ve başçavuşlar ağırlıkta. Askere olan tavırlar güzel. Sadece takım astsubayı ve takım komutanı teğmen ızdırap oluyor, ama daha çok astsubaydan çektik. Açıckası şu oldu bu oldu demek istemiyorum. Bildiğim tek bir şey varsa kendinize komutan ve askerin gözünde yer edinmeniz yaptığınız iş ve orada geçirdiğiniz zamanla alakalı. Sonlara doğru herşey yoluna giriyor ve rhatlıyorsunuz,  ama bşlarda ister istemez sıkıntı çekiyorsunuz.  Nerde pis iş varsa o her zaman en yeni askere yaptırlıyor kısa yada uzun dönem olmasının bir anlamı yok.  Zaten kıbrıs’da özellikle denetlemeye sporsal aktivitelerden giren birliklerde  kısa dönem asker hiç sevilmiyor.

Spor denetlemeleri cidden büyük sıkıntı haftada bir kaç gün yapılan teçhizatlı koşular petlantonlar vesaire derken canınız çıkıyor.  O yüzden sporla aranız yoksa kesinlikle bir doktor raporu alın öyle gidin.  Yoksa sporda ölseniz bile eğer raporunuz yoksa size kimse acımıyor. Rapor varsa peşinizi bırakıyorlar.

Kıbrısın sorunları bazı yerlerde su problemi olması hem ime suyu hem kullanım suyu anlamında. Hayat ister istemez pahalı. Özellikle girne lefkşa gibi merkezi yerlerde hayat daha pahalı.  160 dk sabit hat görüşmsi yapabileceğiniz bir telefon kartının fiyatı 20 lira. İnternet kafenin saati 2,5 lira. ulaşım zaten apayrı bir konu. bazı şeyleri yaşayarak öğrenirsiniz.

Onun dışında disiplin ve denetim 49.alay da çok zayıftı.  Telefon yasak ama herkes de var. yakalanırsanız telefona el koyuluyor uzun dönemseniz tokatı yiyorsunuz kısa dönemseniz tehdit ediliyorsunuz. Dıardan yemek söyleme imkanınız var. Gece dışarı kaçan sabah karşı gelen adamlar bile vardı.  Nöbetlerde gee herkes uyuyordu. Kış yada yaz olması farketmiyor. Komutanlarda sorun etmiyordu. Garip bir yer kısacası.

Bolbol bulaşık yıkar temizlik yaparsıız, denetlemelere denk gelirseniz de eğitimle geçer zamanınız. 1 nolu nizamiye en rahat olan yer. bu adamı kimse ellemez.  spor eğitim denetleme vesaire gibi işlerin hiç birine katılmaz.  Silahlı eğitimler silah temizliği vesaireye katılmaz.  Tek yaptığı sabah 6 akşam 6 nizamiyede takılmaktır. Yer içer tek görevi alay komutanı ve alay komutanı yardımcısına kapı açmak(araçlara kapı açıyor ve kapatıyorsunuz alay komutanı girerkende  düdük öttürüp alaya  haber veriyorsunuz).

Ben ilk önce gece AMM(Ani müdahale mangası ) si idim. akşam 6 sabah 8 mesaimiz vardı. Kahvaltıdan sonra sabah iştimasına çıkıp yatıyorduk, ama denetleme olunca gündüz de uyuyamaz olduk bizide spora götürdüler ve sinirlerimizi yıprattılar. Son 2 ay kala  1.nolu nizamiyeye geçtim ve tüm sıkıntılarım bıçak gibi kesildi. Alay komutanın makamında türk kahvesi yapıp içiyordum.

Bunun dışında bazılarınzı güzel arkadaşlıklar kuracaklar, bazılarınızsa  şu tımarhaneden bir an önce gideyimde ne olursa olsun diye düşünecekler. Ben iki duyguyuda yaşadım. Askerde öğrendiğim yegane şey, sabretmenin insanı gerçekten çok güçlü kıldığıdır. Şuan eskiden katlanamadığım bir çok sıkıntı gözüme daha ufak geliyor. Daha sakin düşünebiliyorum. Sinirlerimiz o kadar zorlanıyordu ki sivil hayata dönünce gözümüze herşey basit gelmeye başladı. Zaten kendinize gelmeniz 1-2 ayı buluyor.

Ama bitiripde özgürlüğünüzü geri aldığınızda dünyaya bakışınız değişiyor. Hayatınızı adeta ortadan 2 ye bölen bir dağı geçmiş oluyorsunuz ve önünüze daha rahat bakabiliyorsunuz.

 

Her neyse bunlar kişisel deneyimlerimden ibaret, sizler belki ve umarım çok daha iyi şartlarda askerlik yaparsınız, sizden daha kötü duurmlarda askerlik yapan kardeşlerinizin olduğunu bilmek, tüm bu sıkıntılara sesinizi kesip katlanmanızı sağlayan yegane duygu oluyor. En azından benim için öyle oldu.

 

Sağlıcakla Kalın…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *